neden bu kadar çok sevildiğni hiç bi zaman anlayamicağım filmlerden biri daha..requiem for a dream'i baş tacı eden güruh buna da tapar kesin..böyle filmleri sevmiyorum, sevenin de samimiyetine inanmıyorum. yazmazsam çatlarım notu: filmden hiç bi şey anlamayıp "abi kubrick'in hastasıyım yaaa" diye gezenlere de uyuz oluyorum.
başkası olma kendin ol, öyle çok daha güzelsin.. :)
yaklaşık 3 saatlik filmden aklımda kalan tek şey "tanrıyı güldürmek istiyosan ona planlarından bahset" repliğiyse o film kötü filmdir arkadaş. e ama konu bütünlüğü, yeni akım falan filan demeye başlamadan önce anlat istanbulu izleyin ondan sora konuşalım.
şimdi beni tanıyan, sinema sohbeti yaptığım insanlar az çok bilirler ben bu tarz ben stiller gibi adamların cameron diaz'larla, dünya yıldızı julia roberts'ın sıradan bi kitapçıyla aşk yaşayıp sonsuza dek mutlu mesut yaşadıkları peri masalı gibi filmleri sevmem.
insanı boş yere beklentiye sokuyolar. ben kaç kişiyi o peri masalı filmlerindeki hikayelerin yıldız oyuncusu olacak yıldız tozu yok diye harcadım. hayatı ıskaladım lan belki bi yalan uğruna..
işte bu film o hayatı ıskalama nedenlerimden olan filmler familyasından peri masalı gibi bir film. adamlar yapmış. çokta güzel yapmış.
seviyor muyum? dedim ya sevmiyorum böyle filmleri. sırf zarar. insanın hayattan, aşktan, karşısındaki kişiden beklentilerini yükseltmesiyle sonuçlanmaması mümkün değil.
eyy hollywood sözüm sana; hayatı ıskalarsam sebebim sensin.
bugün eylül 14 10'un doğum günü. o'na dair ne söylesem, ne yazsam bi şeyler hep eksik hep sonu üç noktalı yüzümü güldürdü başımı döndürdü acımı dindirdi eğlendirdi, sakinleştirdi, ehlileştirdi ve daha bir sürü şey :)
edit: onun olmadığı bi fb şunun veya bunun gibi olur gibi bi benzetme yapmaya çalıştım ama aklıma gelen bi şey yok. onun olmadığı bi dünya düşünemiyorum bile.